26 Temmuz 2011 Salı

Unutmak...

Tam unuttum dersin, hayattan yeni beklentiler ummaya başladığın anda; bir kelime, bir koku, bir şarkı… Seni ta en başa döndürür. Bu kez işin yeni başlamaktan daha da zordur artık. İkinci kez kırılan kemik misali, kaynaması ne kadar zor ise senin unutman da o derece zordur. Bundan sonra yapılması gereken kemik ameliyatla kesilene kadar doktora gitmek ya da yolda yürürken sana bir arabanın çarpıp ruhunu azat etmesini dilemek… Ya da en imkansızı istemek, başına güzel toprak kokulu, yağmurlu bir günde yıldırım düşmesini ümit etmek… Geçici çözümler aramak her berduş gibi artık senin de vazgeçilmezindir. Tekel bayine koşup sanki son kez içercesine; vücudunu doya doya zehirlemek, sonra seni umursuyormuşçasına kendi kendine hayaller büyütmek, onların sahteliğinde kaybolmak, her yudumda onu tekrar tekrar anmak, miden artık "beni bu vücuttan kurtarın!" diye bağırana kadar kusmak, en sonunda da gözlerin, alkolün art niyetli sevgisinden değil de senin ta en içlerinden gelen, belki de kalbinin en timsahsız gözyaşlarıyla şişene, mosmor olana kadar ağlamak… En sonunda sarhoşluğa, vücut, yerin en dibinde, kafa en tepelerde iken teslim olmak.
Tam hiç uyanmayacakmışçasına uykuya dalmadan önce ,bütün beyin bulandırmalarına, onu unutma çabalarına rağmen gözleri, olağanca büyüklüğüyle sana doğru dikilir, saçları olağanca zifirliğinde dümdüz başak tarlalarındaki rüzgarlarla sana doğru savrulur, güneş yüzünün beyazlığını sana karşı aynadan bir kalkan gibi kullanır ama sen onun kokusunu tüm arzunla içine çekersin, giydiği beyaz elbisesi sana adeta bi mesaj verir ‘’Ben senin üstesinden gelemeyeceğin kaderinim’’ salına salına tüm muazzamlığıyla sana doğru gelirken, karabasan gibi üstüne gelip çöker, şartsız ve bütün isteğinle teslimiyet gerçekleşmiştir artık. Hayaller aleminde bile o kazanmıştır. Şartlı teslimiyet hediyen de hazırdır. Yanağına, çilek kırmızısı dudaklarıyla bir öpücük kondurur.Kulağına hakkın olanı fısıldar; iyi uykular…
Tüm çabaların boşa gitmiştir bilinçaltın ya da kalbin bilemiyorum sana kahpece oyunlarına devam etmektedir. Oysa senin yüreğinde kalan sadece ızdırap ve kederle yoğrulmuş elemden daha ötesi değildir. Kalbinin en ortasına söndürülmesi güç bir ateş kalmıştır, bir de yorgun ve biçare bir beden…
Bundan sonra yapman gereken avare bir şekilde dolaşmak, geri döneceği umudunu rüyalarında bile olsa yüreğinden söküp atmak…Unutma! Umut olduğu sürece unutmak, atomu parçalamaktan bile daha zordur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Gerçek bu...

Ekonomik özgürlük ve bırakamadığımız zoraki tasalarımız olduğu sürece her şeyi bırakıp gitmenin önüne, kim bilir daha kaç kez aşamayacağımız büyüklükte duvarlar çekilecek, biz de duvara karşı dönüp daha kaç kez "intihar etmenin tek yolu ölmek değil" diye haykıracağız.