10 Temmuz 2011 Pazar

Denizi anlamak

  Yeryüzü yeni bir günü daha karşılıyor,geçen güne elvedayı olağanca kırmızılığıyla yapıyor söken şafak. Rüzgar yaşama amacımı kulağıma fısıldıyor''Utanma sev arkadaş''.
  Ben sevmeyi de denizden öğrendim,çekip gitmeyi de...
  Dost olmayı da arkadan vurmayı da...
  Denizle dost olmak yazları kolaydır .Güneşi sevecen,rüzgarı fısıldayan,kumsalı okşayan...Sanki yaz hiç bitmeyecekmişçesine..Zor zamanlarda zor kişilikleri  yönetmek zordur.Okşayan kumsalları ısırmaya,fısıldayan rüzgarları kamçılamaya başlayınca güneş sürgün olup gider bu diyardan..Zor olanla baş etme zamanı gelmiştir artık...
  Gönlümde kopan fırtınalara inat,göğsünü gere gere gelip üşüşünce kara bulutlar,dövmeye başlayınca dizlerini koca koca dalgalar...İşte o zaman bir garip hüzün gelip oturur sanki kış hiç gitmeyecekmişçesine...Gökyüzü ağlar ağlar ağlar... taa ki masmavi boncuk rengi,en koyu lacivertlere çalana kadar.Güzel kıvrımlı hatları,sakin gülüşü karanlıklara hapsolur, üstüne düşen sisi içine çeker gibi...Artık ayaklar gitmez olur ,bir zamanlar hiç durmayacakmışçasına koşan...
  Bi yanda çocukluğum ,diğer yanda paslanmaya yüz tutmuş  ümitlerim...ilk göz ağrım..son nefesim...bitmeyen telaşlarım...acelesi olmayan umutlarım...işte böyle denize olan tutkum ,hayatım boyunca deniz kokan,deniz yüzlü insanların peşinden koştum durdum o yüzden. Denizi anlamayan denizi sevmeyen beni de anlayamaz beni de sevemez...

2 yorum:

  1. Ben bir vakit denizden çok uzak kaldım. Ama öyle böyle değil. Bildiğin dört yıl denizden uzak kaldım.. Öncesinde adım denizkızıydı.. Öyle çok severdim denizi.. Sanki beni doğuran o'ymuş gibi. Araya hasret girince o başkalarını sevdi ben başkalarını.. Ama şimdi yine denizin kollarındayım İstanbul boğazında.. Şimdi senin ondan öğrettiklerini o bana yeniden hatırlatıyor..
    Sevmeyi,güvenmeyi.. Ağlamayı da hırçın dalgalarınla kumsalları döve döve..

    Ellerine sağlık..çok güzel bir yazı olmuş =)

    YanıtlaSil
  2. kusura bakma yorumunu yeni gördüm daha beğenmene sevindim yazımı teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Gerçek bu...

Ekonomik özgürlük ve bırakamadığımız zoraki tasalarımız olduğu sürece her şeyi bırakıp gitmenin önüne, kim bilir daha kaç kez aşamayacağımız büyüklükte duvarlar çekilecek, biz de duvara karşı dönüp daha kaç kez "intihar etmenin tek yolu ölmek değil" diye haykıracağız.