26 Temmuz 2011 Salı

Nispeten şanslıyız (Geçen seneki Adana'daki eşek eti skandalı üzerine bir deneme)

 Eşekler tek tırnaklı olarak tabir edilen,genellikle kırsalda yük taşımacılığında kullanılan,inatçılığıyla ün salmış hayvanlardır.Atlar ise safkanları yarışlarda boy gösteren ,kırmaları (melezleri) yani sütçü beygiri denen türleri ise parasını benzin yerine samana yatıran hurdacıların kullandığı hayvanlardır.Şimdi ben bu tanımları niye yaptım?Bu hayvanların ne kadar yetenekli ve işe yarar olduklarını övmek için mi?Değil tabi…Bu hayvanlardan kıyma,kuşbaşı ve pirzola gibi besin maddeleri olmayacağını belirtmek için anlattım.Fakat unuttuğumuz bir gerçek var .’’Burası Türkiye!’’
Bu sene Adana’ya çok büyük umutlarla gelen bizler nispeten şanslıyız.O kadar maraton koşup son metreleri deyim yerindeyse ‘’At başı’’ kazanarak yerleştik bu üniversiteye.Eee! Ne var bunda? Diyebilirsiniz.Niçin nispeten şanslıyız? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Biz nispeten şanslıyız çünkü bize ruh ve sinir hastalıkları hastanesine verdikleri kadar çok et vermemişler.Bu tedavide çığır açmak olsa gerek.Malum hayvan etiyle tedavi…Sloganı bilbordlarda görür gibiyim…Neyse uzatmayalım.Gülsen mi ağlasan mı?Özürleri de büyük bunların kabahatleri de!Ne demek oraya fazla vermedik!Kızılay beleşe pilav üstü kuru mu dağıtıyor?Yoksa farkına varmadan Manisa’ya düştükte mesir macununa şemsiye mi açtık?En azından iyi tarafından bakmak gerek ya hala malum hayvanlarla besleniyor olsaydık ya bana bu yazıyı yazacak konu çıkmasaydı.Hayata bardağın dolu tarafından bakmak lazım.
Bu konu nasıl açığa çıktı?Daha doğrusu böyle bir fiyasko nasıl patlak verdi? Diye sordu herkes.Bizim gözümüzün önünden kavanoz kavanoz götürülen numunelerden mi diye sorarsanz ki ben sordum.Bana onların başka organizmaları belirlemek için kullandıklarını söylediler.Onlardad bizim malum organizmaları aramadıklarını söylediler .Onlarda ‘’mikro’’organizma arıyorlarmış.Allah Allah!Neyse gelelim sadede bir gün müfettiş amcalar bir kasap amcayı,Allah yarattı demeden bir malum hayvanımıza bıçak bilerken görüp FBI vari bir havayla raya girmişler.Duyduğumuza göre tek farkı ‘’Stop from the bureau’’ demek yerine ‘’Durun !Müfettiş’’ demek olmuş.Biraz daha geç kalmış olsalarmış bizim akşamki kebabımız çıkıyormuş,etli kuru fasulyemizle beraber.Derken,Sherlock Holmes vari başka bir havada da iz sürerlerken de bu bol proteinli etlerin nerelere verildiğini bulmuşlar.Bu kadarına da pes! Nasıl bulmuşlar?Dediğinizi de duyar gibiyim.Velhasılkelam bizim kurumumuzdaki öğrencilerin neden elma yanaklı ve sağlıklı olduklarının ve sinir hastalıkları hastanesinde de insanların neden ‘’… gibi’’ olarak çıktıkları sırrına vakıf olmuşlar.Böyle skandallar gelişmiş ülkelerde koltukları sallandırır.Ama müdürlerin değil bakanların!Başka bir ülkede benzer bir olayda bebek mamasına ‘’yanlışlıkla’’ yabancı bir madde karışmasından dolayı bakan görevinden olmuştu.Bu örneğin bir yararı olmaz ama belki de arsız insanlar okurlar da gerçekten arlı insanlar neler yapıyorlar diye görsünler istedim.Sanki bilmiyorlarmış gibi…Az önce bakan dedik ,görevinden oldu dedik.Bu kurumda tabi ki de bakan yok, müdür var.Bu durumda p=>q dan müdürün istifa etmesi lazım.Peki ne oldu? Diye meraklandırayım sizleri biraz.Müdürler değiş tokuş edildi.Aynı ildeki aynı merkeze bağlı kurumlar arasında.’’Devlet anadır’’diye boşa dememişler.Yazık! öbür yavrularımız da sağlıklı beslensinler diye istediler heralde.Olay Aziz Nesin hikayelerini aşıp,Temel fıkralarına doğru yol aldı.
Geçenlerde kurumdan bir memurun konuşmasına kulak misafiri oldum.Atatürk ile ilgili şı meşhur hikayeye atıfta bulunarak bir şeyler anlatıyordu.Hikaye şöyleydi:Hoca öğrencilere Atatürk neler yapmıştır? Kısaca yazınız der.Kimisi şapka inkılabı,kmisi harf inkılabı gibilerinden yazarlar.İçlerinden bir tanesi ‘’ Ne yapmadı ki ‘’diye yazar.Memur da sözü eski müdürün neler yapmadığına bağladı.Adam haksız sayılmaz şimdi,herkese nasip olmaz böyle menüler .Sonuçta Çin de yaşamıyoruz.
Pireleri berber ettik, develeri de tellal,annemizin beşiğinde de tıngır mıngır sallandık.Sonuçta ne oldu derseniz ,kurumdan uzaklaştırılan ve bursları kesilen öğrenciler…,eskiden daha beter bi yemekhane …ve memlekette eş dosta rezil olmak…Reklam filmine benzedi biraz sonuncusu paha biçilemez.Haa! bir de unutmadan başımızdaki büyükleriz et sektörünü bitirdiklerinin farkına varmış olacaklar ki et ithaline karar verdiler.Bakınız devletimizin anaçlığı gene ortaya çıktı.Tarım ülkesi olmamıza rağmen diğer ülkeler aç kalmasın diye kendi et sektörümüzü hiçe sayıp paramızı onlara akıtmaya başladık.Ne diyelim umuyoruz ki devletimizin yeni evlatları hayırsız çıkmasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Gerçek bu...

Ekonomik özgürlük ve bırakamadığımız zoraki tasalarımız olduğu sürece her şeyi bırakıp gitmenin önüne, kim bilir daha kaç kez aşamayacağımız büyüklükte duvarlar çekilecek, biz de duvara karşı dönüp daha kaç kez "intihar etmenin tek yolu ölmek değil" diye haykıracağız.