27 Şubat 2012 Pazartesi

Bazı insanlara gereğinden fazla değer vermece


Şu aralar her yerde yazılıyor, genellikle sosyal medyada copy-pasteci, ergen fikirli gençlik, “gider yapmak” amacıyla kullanıyor. Aslında burada, bu yazımda, benim de pek farklı bir şey yaptığım söylenemez ama lafta “değersiz” yaftasını yapıştıran insanların, değer yargısı deyince bunun sonucunda neler çıkardıklarını irdelemek istedim. Görelim bakalım “piyasa değerimizin” ne imiş.
Bir ütopya düşünün ki; kişiler, kurumlar; hep yalan, dolan, hikaye… Aslında Böyle bir devir hiç yok, var olmadı bile zaten… 
Hep söylerim, çekiç gibi hep kendine yontan insanlardan bıktım usandım diye… Şu hızlı yaşayan dünyada, insanlar objektif düşünme becerisinden o kadar uzaklaşmışlar ki; bencillik almış başını yürümüş, empati kurma becerisi; bir tür lüks duygu kapsamına girmiş, ray ban at gözlükleri epey moda hale gelmiş. Diyeceksiniz her koyun kendi bacağından asılır zaten kime ne? Ee zaten sorun o, şu sürü psikolojisi empoze edilmiş toplumumuzda hangi bacağı kimin tuttuğu bilinmez ama o ellerin çok canlar yaktığı da aşikar.
Bu devirde doğruyu söyleyen dokuz köyden kovulmuyor, yaftayı doğrudan yiyor; ukala, sapık, abaza, ırz düşmanı… Toplumda kimse doğruları duymaya hazır değil, herkes ego mastürbasyonu yaptırtacak arkadaş bulma derdine düşmüş, kişiliklerin pek bir önemi kalmamış, önceden arkasından atıp tuttuğun, yeri geldiğinde yüzlerine bile rezilliklerini vurmaktan çekinmediğin insanlarla ahbap olma yoluna gidilmiş, kilometrelerce ötelerdeki samimiyetten uzak sanal arkadaşlıklar, gerçek arkadaşlıkların önüne geçmiş, sanal alem iliklere kadar işlemiş. Haa diyeceksiniz ki insanın hiç mi duyguları, düşünceleri değişmez? Değişir tabii, Eğer bu duygular, düşünceler; bazı çıkarlar doğrultusunda yola çıktığın arkadaşlarını yarı yolda bırakmadan işlerse, o arkadaşların arkasından iş çevirmeden, doğrudan yüzüne olan biten her şeyi anlatırsan değişir… sadece kendi kötü günlerinde ağlama duvarı yapıp, neşeli günler  gelip çatınca, arkadaşına sırt çevirmezsen değişir, önceliklerin kıytırık, seviyesiz yapmacık arkadaşcıklara kaymazsa değişir…
Düşünürsünüz belki bu biçilen değerler neydi acaba diye? Belki yardım eder diye söylediğin gerçeklerin gaddarca yargılanıp senin aleyhinde çarpıtılması, uzunca bir süre senin arkadan iş çevrilmesi, bu süreçte psikolojik bunalımların eşiğinde olmana rağmen ses çıkarılmaması, her işte yarı yolda bırakılmak, hep asık surat, hep dert, hep tasa… piyasa değerimiz bu işte. Ama sen gene de her şeyi eski haline getirmek için çabalar durursun gene de hiç bunlar olmamış gibi… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Gerçek bu...

Ekonomik özgürlük ve bırakamadığımız zoraki tasalarımız olduğu sürece her şeyi bırakıp gitmenin önüne, kim bilir daha kaç kez aşamayacağımız büyüklükte duvarlar çekilecek, biz de duvara karşı dönüp daha kaç kez "intihar etmenin tek yolu ölmek değil" diye haykıracağız.